Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yaşam Tarzı

Yalova Haber Ajansı - Yaşam Tarzı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam Tarzı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sessiz Katil Hipertansiyona Karşı Kritik Uyarı Haber

Sessiz Katil Hipertansiyona Karşı Kritik Uyarı

Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Cemalettin YILMAZ, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada hipertansiyonun dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen en önemli kronik hastalıkların başında geldiğini belirtti. Uzmanlar, “sessiz katil” olarak tanımlanan hipertansiyonun erken teşhis edilmediği takdirde kalp krizi, inme, böbrek yetmezliği ve kalp yetersizliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Dünya genelinde hızla artan hipertansiyon vakalarının halk sağlığı açısından büyük risk oluşturduğunu ifade eden Dr. Yılmaz, birçok kişinin yüksek tansiyon hastası olduğunu bilmeden yaşamını sürdürdüğünü söyledi. Avrupa Hipertansiyon Derneği’nin 2023 verilerine göre yaklaşık 1.28 milyar erişkin hipertansiyon ile yaşamını sürdürüyor. Ancak hastaların önemli bir bölümünün tanı almadığı veya düzenli tedavi görmediği belirtiliyor. Hipertansiyon Belirti Vermeden İlerliyor Uzmanlara göre hipertansiyon çoğu zaman belirgin şikâyet oluşturmadan ilerlediği için “sessiz katil” olarak adlandırılıyor. Bu nedenle düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığı vurgulanıyor. Güncel tıbbi kılavuzlar, hipertansiyon tanısının yalnızca tek ölçümle değil; farklı zamanlarda yapılan ofis ölçümleri, ev tansiyon takipleri ve gerekli durumlarda 24 saatlik tansiyon holter cihazları ile doğrulanmasını öneriyor. Kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun yıllar içerisinde kalp, damar, böbrek ve beyin üzerinde geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabileceği belirtilirken, yapılan bilimsel çalışmalar sistolik tansiyondaki her 20 mmHg ve diyastolik tansiyondaki her 10 mmHg artışın kalp damar hastalıklarına bağlı ölüm riskini yaklaşık iki kat yükselttiğini ortaya koyuyor. Sağlıksız Yaşam Tarzı Riski Artırıyor Hipertansiyonun ortaya çıkmasında genetik yatkınlığın yanı sıra çevresel faktörlerin de büyük rol oynadığı ifade edildi. Özellikle aşırı tuz tüketimi, hareketsiz yaşam, obezite, sigara kullanımı, stres, sağlıksız beslenme ve hava kirliliği gibi etkenlerin yüksek tansiyon riskini ciddi ölçüde artırdığı kaydedildi. Uzmanlar, hipertansiyonla mücadelede yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını, yaşam tarzı değişikliklerinin de tedavinin temel parçası olduğunu vurguladı. Avrupa Hipertansiyon Derneği’nin 2023 kılavuzunda; günlük tuz tüketiminin azaltılması, düzenli fiziksel aktivite yapılması, ideal kilonun korunması, sigaranın bırakılması, alkol tüketiminin sınırlandırılması ve stres yönetiminin tansiyon kontrolünde kritik öneme sahip olduğu ifade ediliyor. Düzenli Takip Hayat Kurtarıyor Günümüzde hipertansiyon tedavisinde etkili ilaç seçenekleri ve gelişmiş girişimsel yöntemlerin bulunduğunu belirten uzmanlar, tedavideki en büyük problemin hastaların ilaç kullanımına ve kontrollere düzenli devam etmemesi olduğuna dikkat çekiyor. Uzmanlar, tansiyon hastalarının hekim önerilerine uygun şekilde ilaçlarını kullanmasının, düzenli doktor kontrolüne gitmesinin ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmesinin hayati önem taşıdığını belirtiyor. 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında vatandaşlara çağrıda bulunan sağlık uzmanları, düzenli tansiyon ölçümünün ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak şu mesajı paylaştı: “Hipertansiyon kontrol altına alınabilir. Erken tanı ve doğru tedavi sayesinde ciddi komplikasyonların büyük bölümü önlenebilir.”

Dr. Akman'dan  Astım Uyarısı : “Nefes Açıcılar Tek Başına Yeterli Değil” Haber

Dr. Akman'dan Astım Uyarısı : “Nefes Açıcılar Tek Başına Yeterli Değil”

Dünya Astım Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Dr. Oğuzhan Akman, astım hastalarının yalnızca nefes açıcı ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Astımın kontrol altına alınabilen kronik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Akman, doğru tedavi uygulanmadığında akciğerlerde kalıcı hasar gelişebileceğini söyledi. Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde görev yapan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Akman, astım hastalarının tedavi süreçlerinde bilinçli hareket etmeleri gerektiğini belirterek, modern tıbbi rehberlerin artık yalnızca kısa etkili nefes açıcı ilaç kullanımını yeterli görmediğini ifade etti. Astım Dünya Genelinde Milyonları Etkiliyor Kronik hava yolu hastalıkları arasında en yaygın rahatsızlıklardan biri olan astım; nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, hırıltılı solunum ve özellikle gece artan öksürük şikayetleriyle kendini gösteriyor. Uzmanlara göre hastalık her yaş grubunda görülebiliyor ve kontrol altına alınmadığında kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyebiliyor. Dünya Astım Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Dr. Akman, astımın doğru tedaviyle büyük ölçüde kontrol altına alınabileceğini belirterek, “Astım hastalarının önemli bir bölümü uygun tedavi sayesinde normal yaşamlarını sürdürebilir. Ancak düzensiz ilaç kullanımı ya da yanlış tedavi tercihleri ciddi riskler oluşturuyor” dedi. “Sadece Rahatlatıyor, Hastalığı Tedavi Etmiyor” Astım tedavisinde en sık yapılan hatalardan birinin yalnızca nefes açıcı ilaçlara yönelmek olduğunu vurgulayan Akman, bu ilaçların kısa süreli rahatlama sağlasa da hastalığın temelindeki iltihabi süreci ortadan kaldırmadığını söyledi. Güncel uluslararası rehberlerin bu konuda net tavsiyeler içerdiğini belirten Akman, şu ifadeleri kullandı: “Kortizon içermeyen ve sadece geçici rahatlama sağlayan nefes açıcı ilaçların tek başına kullanılması artık önerilmiyor. Bu ilaçlar kişiyi kısa süreli rahatlatabilir ancak hava yollarındaki iltihabı baskılamadığı için hastalık ilerlemeye devam eder. Tedavisiz kalan astım, akciğerlerde geri dönüşü olmayan yapısal değişikliklere yani ‘remodelling’ dediğimiz kalıcı hasarlara yol açabilir.” Uzman doktor, bu nedenle tedavinin temelini inhaler kortizonlu ilaçların oluşturduğunu belirterek, hastaların hekim kontrolü olmadan ilaçlarını bırakmaması gerektiğini ifade etti. Kortizonlu İlaçlarda “Ağız Çalkalama” Detayı Toplumda kortizonlu ilaçlara yönelik yanlış inanışların da bulunduğunu belirten Dr. Akman, inhaler tedavilerin doğru teknikle kullanılması halinde güvenli ve etkili olduğunu söyledi. İlaç kullanımından sonra ağız ve boğazın mutlaka suyla çalkalanması gerektiğini ifade eden Akman, bunun olası yan etkileri büyük ölçüde azalttığını kaydetti. Akman, “İnhaler kortizonlu ilaçların ardından ağız ve boğazın su ile çalkalanması; ses kısıklığı, boğaz tahrişi ve ağız içinde oluşabilecek aft benzeri yaraların önlenmesine yardımcı olur. Bu basit uygulama tedavi sürecinde oldukça önemlidir” diye konuştu. Astım Hastalarına Yaşam Tarzı Uyarısı Astım tedavisinin yalnızca ilaç kullanımından ibaret olmadığını belirten Dr. Akman, çevresel faktörlerin ve yaşam alışkanlıklarının da hastalık üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurguladı. Özellikle sigara dumanının astım hastaları için büyük risk oluşturduğunu ifade eden Akman, kapalı alan hava kalitesinin korunmasının önemine dikkat çekti. Düzenli fiziksel aktivitenin akciğer kapasitesini desteklediğini kaydeden uzman doktor, sağlıklı beslenme ve ideal kilonun korunmasının da atak sıklığını azaltabileceğini söyledi. Astım Kontrolü İçin 5 Kritik Öneri Dr. Oğuzhan Akman, astım hastalarının günlük yaşamlarında dikkat etmeleri gereken temel kuralları ise şöyle sıraladı: Sigara ve tütün ürünlerinden tamamen uzak durulmalı. Düzenli egzersiz yapılmalı. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen gösterilmeli. Ev ve çalışma ortamlarının havası temiz tutulmalı. Toz, polen, yoğun koku ve hava kirliliği gibi tetikleyicilerden kaçınılmalı. “Astım Hayatı Kısıtlamak Zorunda Değil” Doğru tedavi ve düzenli hekim kontrolü sayesinde astım hastalarının sosyal yaşamlarını sorunsuz sürdürebileceğini belirten Akman, hastalığın korkulacak değil yönetilmesi gereken bir sağlık problemi olduğunun altını çizdi. Uzmanlar, özellikle sık nefes darlığı yaşayan, gece öksürük atakları görülen veya nefes açıcı ilaç kullanım ihtiyacı giderek artan kişilerin vakit kaybetmeden göğüs hastalıkları uzmanına başvurması gerektiğini belirtiyor. Dünya Astım Günü kapsamında yapılan açıklamalarda, erken teşhis ve düzenli tedavinin yaşam kalitesini artırmadaki kritik rolüne bir kez daha dikkat çekildi.

Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor Haber

Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor

1–31 Mart tarihleri arasında kutlanan Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı kapsamında uzmanlar, toplumda erken teşhisin önemine dikkat çekmeye devam ediyor. Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Türkan Mahmudova, kolon kanserinin erken evrede tespit edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebildiğini belirterek düzenli taramanın hayati rol oynadığını vurguladı. Erken Evrede Belirti Vermeyebilir Kolorektal kanserin çoğu zaman sinsi ilerlediğine dikkat çeken Dr. Mahmudova, hastalığın erken dönemde belirti vermeyebileceğini ifade etti. Bu nedenle özellikle risk grubundaki bireylerin şikâyet beklemeden tarama programlarına katılması gerektiğini belirten Mahmudova, şu değerlendirmede bulundu: “Kolon kanseri, erken evrede yakalandığında tedavi başarısı oldukça yüksektir. Ancak belirtiler genellikle hastalık ilerlediğinde ortaya çıkar. Bu nedenle düzenli tarama testleri ihmal edilmemelidir.” En Sık Görülen Belirtiler Uzmanlara göre kolon kanserinde dikkat edilmesi gereken başlıca belirtiler şunlar: Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik (uzun süren kabızlık veya ishal) Dışkı çapında incelme Dışkıda kan görülmesi Makattan kanama Karın ağrısı, kramp ve şişkinlik Demir eksikliği anemisi Bağırsakların tam boşalmadığı hissi Açıklanamayan kilo kaybı İştahsızlık Halsizlik ve yorgunluk İleri evrede bağırsak tıkanıklığı bulguları Risk Faktörleri Nelerdir? Kolorektal kanserin gelişiminde etkili olan risk faktörlerine de değinen Mahmudova, özellikle yaşam tarzı ve genetik yatkınlığın belirleyici olduğunu söyledi. Risk faktörleri şöyle sıralandı: 50 yaş ve üzeri olmak Ailede kolon kanseri veya polip öyküsü Daha önce bağırsak polibi tespit edilmesi Genetik sendromlar İnflamatuvar bağırsak hastalıkları Liften fakir, yağdan zengin beslenme Kırmızı ve işlenmiş et tüketiminin fazla olması Obezite Hareketsiz yaşam tarzı Sigara ve alkol kullanımı Tip 2 diyabet Tarama Testleri Hayati Öneme Sahip Uzmanlar, 50 yaşından itibaren herkesin düzenli olarak tarama testlerinden geçmesi gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda gaitada gizli kan testi ve kolonoskopi en yaygın kullanılan yöntemler arasında yer alıyor. Risk grubunda bulunan bireylerde ise taramaya daha erken yaşta başlanması öneriliyor. Korunmak Mümkün Kolon kanserine karşı alınabilecek önlemler de dikkat çekiyor. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hastalık riskini önemli ölçüde azalttığına işaret eden uzmanlar şu önerilerde bulunuyor: Lif açısından zengin beslenme Sebze, meyve ve tam tahıl tüketiminin artırılması Kırmızı ve işlenmiş et tüketiminin azaltılması Düzenli fiziksel aktivite Sağlıklı kilo korunumu Sigara ve alkol kullanımından kaçınılması “Erken Teşhis Hayat Kurtarır” Dr. Türkan Mahmudova, farkındalık ayının amacının toplumu bilinçlendirmek olduğunu belirterek sözlerini şu şekilde tamamladı: “Kolon kanseri önlenebilir ve erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tarama testlerini ihmal etmeyin. Erken teşhis hayat kurtarır.” Uzmanlar, Mart ayı boyunca yürütülen farkındalık çalışmalarının, toplumda bilinç düzeyini artırarak erken tanı oranlarını yükseltmesini hedefliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.